Duruşturmadılar tanrıyı

Gerçekliğe kapılmadan önceki son seslenişim
Kadere teslim olmak mıydı kaderim
Kaçtığım manzara mı bu son rampayı çıkınca
Hidayet diyen sabır ağaçları
Huşuyu öğreten o koca kayalar
Sonra topunun dayattığı bir tanrı çağrısı
Kozalak toplayan köylü
Ağzından besmele eksilmeyen
Enlemesine, beş para etmez bir öykü
Beceremezse uyduruk şeytana küfreden
Erkeğin malını meydanda sanıyor
Annesi meydanda gezerken
Çalıya gizliyor kızından çıkan bebeği
Azmış gecesini cinlerle süsleyen
Doğaüstü sınırsız bir kudret
Yazın da uyandırmıyor bizim ayıları
Meşhurdur ahmakgillerin kanıt çabası
Kabul rükûda ben de gördüm sanrı
Yerde belirdi melekten beyaz saç
Dindarlığınız tutuştursun sobayı

Taş gelecek gökten aklımın sıyrık ucuna
Takdiri ilahi, nişancılar var yukarıda
Köleler de hazır güzel kalçalı, erden
Vurulacak şaraba üç tövbeden sonra
Cehennem halkı çatırdarken

Ahlağın son durağında bende iniyorum
Köklerini çekiyor hayallere olan inancım
Fesatlıklar yer kapmaya çalışıyor
Birinin elinde kara kalem, kalbimi boyar birazdan
Saygımın suratına atar çizik
Damlayan o kan son seslenişim belki
Anlamam çiçekleri, ektiğin papatyaları biçiyor diğeri
Yoksa nasıl tarif edilir siluet, kanepenin üstündeki
Anlaşırdım fesatlarla bilseydim Arapça
Konuşulmasaydı öyle peçenin altında
Artık düşünmemeyi düşünüyor düşünmeyi düşünmüyorum
Ehlileşmek mi bu gerçekliğin sınırında



Posted

in

Tags: