Yazık tuğlalara

İsmini bilmediğim ağaçlar yazmama engel mi
Yani yalnız kalamaz mıyım
İnce dallı, beyaz çiçekli dal desem anlaşılmaz mı
Kırılacak diye assam kendimi sonra kırılmasa
Yani kandırılırsam günah boynuma mı

İsteyen kimdi bu kadar karanlığı
Ufku da kirpiklerimi de yoldu güneş
Kuru toprağa aldanmasa tepserir aslında gece
Boğuldum buranın düzensiz yerleşkesinden
Ne zaman laf edeceğim belli olmuyor
Kaygılarım hangi lambanın altında bekliyor

Doğasını unutur sadıksa hiçlik
Kız çocuğu fırına gider sabahın köründe
Evi sandığı yerde yut rafına kaldırılmış hıçkırıklar
Sarmaşık gibi çirkin otları yemler
Yaklaştıkça eve ekmeğin birisi hep düşer
Açlığı unutacak sadık kalırsa hiçlik

Sala dokunmadan kırık tuğlaları bitirelim önce
Boşaltalım rafın çatlaklarına sinirlenmeden
Ağlarken taşarsa taşsın gölet
Biliyorum katarsis geçmeli köyümden
Taşarsa şimdi taşsın gölet
Nefessiz kalmam hem alıngaçlarımla
Hazır gitmemişken kırıkları bitirelim önce



Posted

in

Tags: